

Vücuttaki hücrelerin kontrol dışı çoğalmaları ve büyümeleri sonucunda oluşan kitlelere tümör denilmektedir. Kas ve kemik sistemi tümörleri genellikle iyi huylu kitle ve kistlerdir. Tespit edilen tümörlerin yaklaşık yüzde 1’i kötü huylu çıkmaktadır.
İskelet sistemi tümörlerinin yüzde 90’ı bilinmeyen nedenlere bağlı olarak gelişmektedir. Bunun dışında kalan vakalarda ise kemik iltihaplarının, radyoterapi görmenin, doğuştan gelen kistik yapıların ve genetik faktörlerin tümör oluşumuna yol açabildiği görülmektedir.
İyi huylu kemik tümörleri ölümcül değildir ancak kitleler zamanla iskeletin işlevini bozabilir ve kemikleri zayıflatarak kırılmalara yol açabilir. Kötü huylu tümörler ise zamanında teşhis ve tedavi edilmediği takdirde yaşamı tehdit etmektedir.
Kas ve kemik sistemi tümörlerinin en genel belirtisi kemik yüzeyinde sabit ve sert şişlik oluşması, bu kitlenin büyüme eğilimi göstermesidir.
Bir diğer belirti ise zaman zaman hastanın ağrı hissetmesidir. Kemiğin herhangi bir darbeye bağlı olmaksızın kırılması, kaslarda uyuşukluk ve güçsüzlük gibi belirtiler de tümör varlığına işaret edebilmektedir.
Kas ve kemik sistemi tümörleri üç grupta değerlendirilmektedir:
İyi huylu tümörler, kötü huylu tümörler (kanserler), vücuttaki diğer organlarda oluşan kanserlerin kemiğe metastaz yapması sonucu ortaya çıkan tümörler.
Tümörün türü, büyüklüğü ve yerine göre farklı tedavi yaklaşımları bulunmaktadır.
Tümörlerin tanı aşamasında öncelikle hekim tarafından iyi bir fizik muayene gerçekleştirilir. Ardından gerekli kan testleri ve radyolojik inceleme istenir. Direkt grafi, ultrason/doppler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme, kemik sintigrafisi yöntemleri hem tümörün tespit edilmesi, türünün belirlenmesi hem de hangi evrede olduğunun anlaşılabilmesini sağlamaktadır.
Tümörün teşhis sürecinde, diğer inceleme sonuçları daha ileri bir tetkikin gerekliliğini ortaya koyarsa bu kez biyopsi gerçekleştirilir. Biyopsi uygulaması, iğne ile bölgeden yeteri miktar hücre alınarak bu hücrelerin incelenmesi şeklinde olabileceği gibi, cerrahi işlemle tümörün alınarak kontrol edilmesi için örneklerin patolojiye gönderilmesi şeklinde yapılabilir.
Kas ve iskelet sistemi tümörlerinin tedavisinde tümörün şekli, büyüklüğü ve büyüme hızı gibi unsurlar belirleyici olmaktadır.
İyi huylu tümörlerin bir kısmında düzenli takip yeterli olabilmektedir. Ancak tümör iyi huylu olsa da eğer kemiği zayıflatma riski varsa ve hızlı büyüme eğilimi gösteriyorsa o zaman ameliyat gerekmektedir.
Kötü huylu tümörlerde ise erken teşhis hayat kurtarıcı olmaktadır. Tedavide öncelikle cerrahi yaklaşım ele alınmaktadır. Kötü huylu tümör ve çevre dokular ameliyatla çıkarılmakta; ardından yeni bir tümörün gelişmesinin önüne geçilmesi için ilaç (kemoterapi) ve ışın tedavisi (radyoterapi) uygulanmaktadır. Kimi vakalarda tümör çıkarıldıktan sonra bacak veya kolda işlev kaybı yaşanmaması için protez de yerleştirilebilmektedir.
Kemiğe metastaz yapan tümörler genellikle hastalığın son evresinde ortaya çıkarak daha agresif bir tedavi ihtiyacını doğurabilmektedir. Kötü huylu kas ve kemik tümörleri ileri evredeyse ve vücuda yayılmışsa söz konusu uzvun tamamının alınması gerekmektedir.