

Spor ve egzersiz sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerindendir. Hareketsiz yaşamın getirdiği birçok rahatsızlık, düzenli spor ve egzersiz yapılarak önlenebilir. Spor yapmak sadece fiziksel anlamda sağlıklı bir bedene sahip olmamızı sağlamakla kalmaz; mental ve ruhsal anlamda da kendimizi çok daha iyi hissetmemize yardım eder. Bu nedenle günümüzde düzenli egzersiz ve sporu günlük yaşamlarının bir parçası haline getiren insanların sayısı giderek artmaktadır.
Aktif yaşama olan ilginin artışı her ne kadar olumlu bir gelişme olsa da spor sırasında da çeşitli nedenlere bağlı olarak sakatlıklar, yaralanmalar ve hatta cerrahi müdahale gerektiren ciddi travmalar yaşanabilmektedir.
En sık rastlanan spor yaralanmaları ve sakatlanmaları şu şekilde sıralanmaktadır:
Spor yaralanmaları birçok nedene bağlı olarak gelişebilir. Akut yaralanmalar genellikle spor sırasında düşme, vücudun herhangi bir yerine darbe alma ya da çarpma gibi durumlara bağlı olarak ortaya çıkar. Bunlar; burkulma, kırık, çıkık gibi yaralanmalardır.
Kronik yaralanmalar ise daha ziyade sürekli olarak tekrarlanan hareketler nedeniyle yaşanır.
Spor yaralanmalarının doğru şekilde ve tam tedavi edilemediği durumlarda, problem nüksedebilir.
Ağırlık kaldırma, crossfit gibi ağır antrenmanlarda da vücuda fazla yük binmesi çeşitli yaralanmalara yol açar.
Yanlış, ters veya ani hareketler ise başta kas gruplarına bağlı olmak üzere çeşitli yaralanmaları beraberinde getirir.
Bilinçsizce spor yapmak da yine yaralanma nedenidir. Örneğin spor yapmadan önce ısınma hareketleri çok önemli bir adımdır. Bu adım gerektiği şekilde yapılmaz ve vücut ısınmadan spora başlanırsa yaralanmalar meydana gelebilmektedir.
Spor yaralanmalarının türüne ve ciddiyetine bağlı olarak farklı tedavi yöntemlerinden bahsedilebilir.
Bu tedaviler konservatif tedavi, fizik tedavi ve cerrahi tedavi olarak üç gruba ayrılmaktadır. Birçok hafif ve orta seyirli spor yaralanmasında ameliyat genellikle son çare olarak ele alınmaktadır.
Ameliyat dışındaki tedavi seçeneklerinde rahatsızlık yakından takip edilir.
Yeni cerrahi teknikler sayesinde artık gerek ameliyat süreci, gerekse ameliyattan sonraki iyileşme süreci eskiye oranda çok daha hızlı ve minimal ağrılı geçmektedir.
Kemik kırıkları ve çıkıklar haricinde spor yaralanmalarında en yaygın hasar alan bölge diz eklemidir. Bu nedenle de spor cerrahisi denildiğinde günümüzde ilk olarak akla artroskopik ameliyatlar gelir. Artroskopik ameliyatlar eklem ile ilgili tüm hastalıkların tanı ve tedavisinde uygulanmaktadır. Minimal invaziv yöntemleri kapsayan artroskopik ameliyatlar, geleneksel cerrahi tekniklerle kıyaslandığında hasarlı dokuları tedavi etme noktasında tercih edilmektedir.
Artroskopi “ekleme (artro) bakmak (skopi)” anlamına gelmektedir. Artroskop adı verilen alet sayesinde cerrahlar eklemin içini görebilmekte bu sayede hastalıkların tanı ve tedavisini gerçekleştirebilmektedir.
Ameliyatta bir santimetreden daha küçük kesiler açılarak artroskop aleti ve bir kamera ile eklemin içi görüntülenir. Eklemin içi yaklaşık olarak 6 kez büyütülerek net görüntü elde edilir. Bu görüntüler tanı konmasına yardımcı olur. Tanıya göre işlem sırasında tedavi gerçekleştirilir. Artroskopi sayesinde eklem açılmadığı için iyileşme süreci de çok daha kolay ve hızlı gerçekleşir. Hastalar kısa sürede fizik tedaviye başlayabilirler.