

Kafatası ile kuyruk sokumu arasında yer alan omurga, ayakta durmayı ve düzgün hareket edebilmeyi sağlayan vücudun en önemli ana yapısıdır. İskelet sistemimin temel yapıtaşı sayılan omurga, vücudu destekleyen omur adlı kemik parçalarından oluşur. Omurların arasında disk ve faset eklemler yer alır. Eklemler omurganın esnekliğini ve dayanıklılığını destekleyerek hareketini sağlar. Omurga yapısının arasında bulunan yumuşak dokular ise koruyucu bir kalkan görevi görerek omuriliği çevreler.
Bedenin hareketini ve duruşunu sağlayan omurgada meydana gelebilecek her türlü rahatsızlık ise günlük yaşamı olumsuz etkileyen bir dizi problemi beraberinde getirir.
Omurga hastalıkları çok çeşitlidir ve hemen her yaşta görülebilmektedir. Çocukluk çağında skolyoz ve kifoz gibi eğrilik problemleri, ileri yaşlarda bel ve boyun fıtığı, orta yaşın üzerinde ise kemik erimesi kaynaklı rahatsızlıklar ile dejeneratif sorunlar son derece yaygındır. Bunun yanı sıra omurga tümörleri ve enfeksiyonları da önemli omurga hastalıkları arasında yer almaktadır.
Omurga hastalıkları genellikle kendisini ağrı ile gösterir. Hastalıkların türü, şekli ve seyrine göre farklı yöntemlerle tedavi gerçekleştirilmektedir. Kimi durumlarda ilaç tedavisi, korse kullanımı, fizik tedavi gibi yöntemler yeterli olmaktadır. İleri derecede kifoz (kamburluk), skolyoz, bel-boyun fıtıkları, bel kayması gibi hastalıklarda ise cerrahi tedavi uygulanmaktadır.
Omurga cerrahisi, omurlarda meydana gelen ve omurgaya bağlı rahatsızlıkların ameliyatla tedavisini kapsayan bölümdür. Omurga cerrahisi; fizik tedavi ve rehabilitasyon ile nöroloji başta olmak üzere farklı branşlarla multidisipliner olarak çalışmaktadır.
Cerrahlar tarafından muayene ve diğer gerekli tüm tetkikler yapılarak hastalığın tanısı koyulduktan sonra tedavi aşamasına geçilmektedir. Omurga cerrahisinin uygulandığı hastalıklar şu şekilde sıralanmaktadır:
Bel Fıtığı: Bel fıtığı toplumumuzda son derece yaygın olarak görülen ağrılı bir hastalıktır. Omurlar arasındaki dışa doğru fıtıklaşan disk, bel ve bacak ağrılarına ve bacaklarda güçsüzlüğe yol açar. Bel fıtığı tedavisinde ilaç ve egzersiz programları ile iyileşme kaydedilemediği durumda çözüm ameliyattır.
Boyun Fıtığı: Boyun omurlarının arasından diskin dışarı çıkması sonucu meydana gelen bu rahatsızlık, hastanın kollarında ağrı, yanma hissi ve güçsüzlüğe neden olur. Fıtığın şiddeti ve yeri tespit edildikten sonra, ek radyolojik tetkikler ışığında tedaviye başlanır. Boyun fıtığı da bel fıtığı gibi egzersiz, fizik tedavi veya ilaç tedavisi ile iyileşebileceği gibi kimi vakalarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir.
Bel kayması: Omurun çeşitli nedenlerle öne ve arkaya kayması ile birlikte yumuşak dokuların, omurilik ve sinilerin sıkışması duruma halk dilinde bel kayması, tıpta ise spondilolistezis denilmektedir. Bel kayması bel ve kalçada ağrıya, yanma ve uyuşma hissine neden olabilirken, kimi zaman felce de yol açabilir. İlaç tedavisi ve fizik tedavinin yeterli olmadığı ileri vakalarda, cerrahi müdahale uygulanır.
Kifoz: Halk arasında kamburluk olarak bilinen kifoz, omurga eğriliği hastalığıdır. Kifoz bel ve boyun bölgesinde çukurluğa, sırtta ise tümseğe neden olur. Cerrahi müdahale ile eğrilik giderilebilmektedir.
Lomber dar kanal: Lomber spinal stenoz, genelde ileri yaşa bağlı olarak meydana gelen ve belde dar kanal olarak bilinen bir rahatsızlıktır. Omurlardaki disklerin içinde yer alan sıvı miktarının azalmasıyla deformasyon oluşur. Diskler sertleşerek spinal kanala doğru kayar. Kanal daralarak sinir kökü baskılanır. Sırt ve bacaklarda kramplara, ağrıya, uyuşmaya neden olan bu rahatsızlık hareketi de kısıtlar. Fizik muayene ve radyolojik tetkiklere göre tedavi seçenekleri belirlenir. İleri vakalarda cerrahi müdahale gerekmektedir.
Travmalar: Trafik kazaları, düşme, çarpma gibi travmaya bağlı omurga hasarları da omurga cerrahisinin en yaygın karşılaştığı durumlardır. Spinal travmanın şiddeti ve boyutuna göre farklı cerrahi yöntemler devreye alınmaktadır.
Tümörler: Omurga, omurilik ve sinir köklerindeki tümörler cerrahi yöntemle temizlenmektedir. Bazı vakalar sadece ameliyatla tedavi edilebilmektedir. Ancak bazı tümörlerde ameliyat sonrası hastanın radyoterapi, kemoterapi gibi diğer tedavileri de ek olarak alması gerekebilmektedir.